SERÜVEN

SERÜVEN
Bir sürgün kasabasıydı aslında bu mavi gezegen, eski zamanların gölgesinde özellikle akşamları gelecek zamanları anlatarak bir takım umarsız maceraların peşine düştük galiba?
Hayır hayır bu bir ütopya olamaz!
Çünkü bir nefes ölürken, başka bir nefesin dirildiği yerdir burası…
-Bizler mi?
İki nefesin ortasında yaşayıp giderken onca kalıntıları, arkamızda nasıl bir iz bıraktığımızı fark edemiyoruz.
-Sanıyoruz ki akreple yelkovan hep aynı şeyleri tekrar ediyorlar.
-Hayır efendim ne münasebet, o tik tak sesleri saatin çıkartmış olduğu sesler değillerdir.
-Kalbimiz var ya hani? gerçekte çam kozalağı gibi olan, Hayâllerimizde ve aşkımızın tarifinde evrilmiş bir üçgeni andıran, işte o narin ve mahzun organımız olan kalbimizin zamana çarparak hayatın akışına tuttuğu ritimdir tik tak sesleri…
**
-Kimileri üzüyor , kimilerimiz hoyratça seviyor,
-Kimimiz sevindiriyor.
-Kimimiz için sevgi mutlu etme sanatı.
-Bazılarımız salla gitsin hayatı diyerek umursamadan ilerlerken, hayat hepimizi salıyor fark ettirmeden.
-Kimimiz adam olmaya doğru durmaya çalışmakta.
-Doğruluğun ve adamlığın projektörle arandığı günümüz dünyasında. kimimiz insanlık şerefini beş paraya satarken, Boş ver yalan dünya değil mi nasıl olsa diyenlerimiz oldu. Aslında ne dünya yalan üzere kurulmuştu, nede dünya yalandı yalan olan yalana sarılışımızdı…
-Neydi? Kimleydi kavgamız?
-Biz tek kişi, karşımızda ömür dediğin iki kişi biri gündüz biri gece, gücümüz aldığımız ve verdiğimiz nefes hepsi iki hece, sermayemiz bedenimiz ve ruhumuz var sadece.
bedenler gibi neyimiz kaldı elimizde sadece kendimiz ve yaptıklarımız işte biz ve gece ömür dediğimiz iki hece alınan nefes ve verilen nefes.
**
-Biraz sevecek, biraz oturup gidecektik.
-Demir atıp, yerleşmeye değil, yol almaya gelmiştik köhne dünyaya…
-Uçup gidecektik birer birer Turnalar ve leylekler gibi, göç ede ede varacağız asıl vatanımız olan ölüm sonrası cennet yurduna.
-Mesele basitti aslında geldiğimiz gibi masumca yaşamalıydık ve giderken ağaçların izleri gibi güzel izler bırakmalıydık.
-Bir tüccar değildik satamazdık dünyanın anasını, takıldığı anda ruhumuza bir kuşun kanadı alıp gidecek bizi de daha yaşanılır bir memlekete elbette.
-Şimdi ne yapmalı biliyor musunuz? Geldiğimiz yeri hatırlamalıyız ve gideceğimiz yere bakmalıyız.
– Elimizde halâ varsa biraz insanlık sermayesi çoğaltarak sevgi ve saygı dağıtmalıyız tüm varlıklara…

Hayat serüveniniz kolay, Hızır ve huzur yoldaşınız olması dileğiyle esen kalın.

Her türlü görüş ve önerilerinizi sahaf1sahaf@gmail.com adresinden bizlere iletebilirsiniz.

Lütfen Takip ederek ve beğenerek destek olun...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir